HÜRREM'İN GÖNLÜNDEN

25 Haziran 2006

RÜVEYDA

bu şiiri gerçekten çok seviyorum.Tıpkı yazarın diğer şiirleri gibi.........


fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından

hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa Rüveyda
baştan başa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğrildiğim yerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynaklarıyla anılarımı

sular köpürmemeliydi Rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkilap bekliyorum

hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir ane gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay

NURULLAH GENÇ

24 Haziran 2006

patlıcan cumartesisi





















patlıcanı gerçekten çok severim ama farkettim ki uzun zaman olmuş patlıcanlı bişeyler yemeyeli.Bugün bu hasreti bitirmek için öğle yemeğine közlenmiş patlıcan salatası şöyle bol sulu (ki bu eşimin tercihi) ve akşam yemeği için güveç yaptım. Uzun zaman sonra şükür ki bu memlekette de güneş yüzünü gösterdi. O yüzden öğle yemeğini çok hafif yedik. Patlıcan salatası, ayran ve kavun. Ama akşam yemeği için güveci tercih ettim.tam olarak hangi ülkeye ait bilmiyorum ama burda güvece benzer toprak bir kap almıştık.Kapağı biraz sihirbaz şapkasına benziyor ama yemekleri gerçekten çok leziz oluyor. Yanında biraz da pilav mis gibi bir akşam yemeği oldu. Kemikli etleri sulandırmadan yüksek ateşte biraz çevirdim.Kırmızılığı gitmeye başlayınca yemeklik doğranmış soğanları ekledim. Bir iki karıştırdıktan sonra patlıcan, patates ve biberi ekledim.Üzerine yemeklik doğranmış domatesleri ekledim. Üzerine çok az sıcak su ekleyip kapağını kapattım.Kısık ateşte yavaş yavaş pişirdim.İndirmeye yakın tuzunu baharatını ekledim.




21 Haziran 2006

tatil

bugün eşim de ben de öğleden sonrası için izin aldık ve biraz gezdik.Alışveriş yaptık.Eve gelince ben ebru yaptım.aslında uzun zamandır evde ebru yapmadığım için boya ayarlarımı falan kontrol edememiştim. Dün gece kitreyi aceleyle hazırlayıp dolaba koydum sabah gezmeye giderken de dışarı çıkardım.Ama aceleden biraz fazla sulu kitre hazırlamışım.Bu yüzden çiçek ebrularım istenilen ayarda olmadı ama ben yine de vakit bulmuşken resimlerini çekip bloguma koymak istedim.Ebru konusunda kendimi bildim bileli hasretim vardı.Ankara'da bir kursa başlamıştım ama 1 ay bile gidemedim sonra da kısmet olmadı.Ama 3 ay öncesinde bir kurs bulduk ve gitmeye başladım.kurs için her cumartesi Rotterdam' a gitmek zor oluyor ama değer doğrusu.Acemice yaptığım ebrularımdan bazıları....Gerçek bir ebru üstadı olmak dileği ile......











tatil


09 Haziran 2006

uzun zaman sonra yeni evimizde yeniden




uzun zaman sonra nihayet bloguma bişeyler ekleyebileceğim. yenı eve taşındık. İnternete bağlanmamız baya bir vakit aldı. dolayısı ile uzun süre oldu yazmayalı. tabiki takip eden dostlarımız merakla bekliyorlar.bu sürede pek çok güzel yaşadık.kısa notlarla bahsedip bundan sonra bir terslik olmazsa en az haftada bir birşeyler eklemeye çalışacağım.

işte geçen 1.5 aydan bazı notlar

29 Nisan sevgili Kraliçe(miz) in doğum günü.Kraliçe gününde tatildi ve herkes sokakta evlerinde artık kullanmadıkları eşyaları satmak için standlar kurdu. Eşya olarak aklınıza gelebilecek herşey vardı.Kullanılmış çorap bile vardı.

bir günlüğüne de olsa ben de kraliçe tacı takmanın zevkini yaşamak istedim. Ama soğuk hava, yorulmama rağmen hala yürümek zorunda olmam ve başımdaki tacın plastik olması beni hayal aleminden söküp aldı.



yeni evimizin minicik bir bahçesi var. Biz de biraz tohum alıp bahçemizin köşesinde bir saksıya ekdik. Aslında çiçek tohumu aramıştım ama bulamadım. Burda çiçek gerçekten çok fazla ama galiba biz tohum bulma zamanını kaçırdık. biz de bir saksıda çiçek aldık.Daha yeni çiçek açmaya başladı.Henüz resmini çekmedim ama en kısa zamanda çekip eklemek istiyorum.

eşim saksının bir ucuna turp ortasına yeşil soğan ve diğer ucuna da tere ekdi. Ama sonra o kadar çok yağmur yağdı ki tere ve soğanın yeni yeni biten filizlerini baya zedeledi. Terelerimiz ise iki haftadır taze taze salatalarımızı tatlandırıyor. Tere ve soğanlarımız da bütün filizlerinin sert rüzgarlarla ve günlerce bitmek bilmeyen yağmurla kırılmasına rağmen yeniden filizlenmeyi başardılar. Yani bizim ektiklerimiz sadece bizim yorgunluğumuzu almakla kalmıyor, aynı zamanda yaşanan herşeye rağmen tekrar filizlenebilmeyi öğretiyorlar.